İçeriğe geç
Anadolum Son

Hayata merakla bak, yıldızlara neşeyle yaklaş

Sağlıklı Yaşam

Tırnak sağlığı: kırılmayı önleyen alışkanlıklar ve doğru bakım

Tırnakların sık kırılmasının sebebi çoğu zaman beslenme değil, günlük alışkanlıklardır. Nedenleri ve pratik çözümleri anlattık.

Bora Erdem 4 dk okuma

Tırnaklar vücudun en çok kullanılan ama en az bakılan bölgelerinden biridir. Gün boyu suyla, deterjanla, klavyeyle, çantanın fermuarıyla temas ederler; buna karşılık çoğu insanın onlarla ilgili tek eylemi ara sıra kesmektir. Oysa tırnak plağı, vücudun genel durumu hakkında sessizce bilgi taşıyan bir yüzeydir ve bakımı sanıldığından basittir.

Tırnak, keratin denilen bir proteinden oluşur ve tabanındaki matriks bölgesinde üretilir. Görünen kısım aslında ölü hücrelerden ibarettir; bu yüzden tırnağın kendisine sürülen hiçbir ürün onu "besleyemez". Beslenme, tırnağın çıktığı yerde gerçekleşir. Bu ayrımı bilmek, hangi bakımın anlamlı hangisinin süs olduğunu anlamayı kolaylaştırır.

Kırılganlığın en yaygın nedeni: su

Tırnakların sık kırılmasının en sıradan sebebi sürekli ıslanıp kurumaktır. Tırnak plağı su çekince genişler, kuruyunca büzülür; bu döngü tekrarlandıkça katmanlar arasındaki bağ zayıflar ve tırnak uçtan itibaren yapraklanır. Bulaşık yıkarken eldiven kullanmak, kulağa fazla basit gelse de bu sorunun en etkili çözümüdür.

Aynı şey aşırı el yıkamada da geçerlidir. Yıkamayı azaltmak elbette doğru bir öneri değil; ama her yıkamadan sonra ellere ve tırnak diplerine nemlendirici uygulamak, kaybedilen yağ tabakasını geri koyar. Yatmadan önce tırnak çevresine sürülen küçük bir miktar bakım yağı, birkaç hafta içinde belirgin fark yaratır.

Kesme ve törpüleme biçimi

Tırnağı çok kısa kesmek, kenarlardan derinin içine batmasına zemin hazırlar. Özellikle ayak tırnaklarında düz kesim, köşeleri fazla yuvarlamamak önemlidir. El tırnaklarında ise hafif oval bir hat hem daha dayanıklıdır hem takılma riskini azaltır.

Törpü kullanırken ileri geri hareket etmek yaygın bir hatadır. Bu hareket katmanları birbirinden ayırır. Tek yöne, düzenli ve sabırlı biçimde törpülemek tırnağın ucunu pürüzsüz bırakır. Metal törpüler yerine daha yumuşak yüzeyli törpüler ince tırnaklar için daha uygundur. Tırnağı ıslakken törpülemek de kaçınılması gereken bir alışkanlıktır; ıslak tırnak yumuşaktır ve kolayca deforme olur.

Tırnak eti meselesi

Tırnak dibindeki ince deri şeridi dekoratif bir fazlalık değil, bakteriye karşı bir bariyerdir. Onu kesmek ya da geri itmek için sert davranmak, hem enfeksiyon riskini artırır hem de matriksi zedeleyerek tırnağın yüzeyinde kalıcı çizgiler bırakabilir. Bu bölgeyi yumuşatıp çok hafifçe geriye itmek yeterlidir; kesmek gerekli değildir.

Tırnak yeme ve çevresindeki derileri koparma alışkanlığı da ayrı bir başlık. Bu davranış çoğunlukla stresle ilişkilidir ve yalnızca uyarıyla bırakılması zordur. Elleri meşgul edecek küçük nesneler, tırnakları kısa ve pürüzsüz tutmak, acı tatlı bir kaplama kullanmak gibi yöntemler pratikte işe yarayabilir.

Oje, aseton ve dinlenme aralıkları

Oje kullanmak tek başına zararlı değildir, ama aralıksız kullanım tırnağın nem dengesini bozar. Özellikle asetonlu çıkarıcılar yüzeyi kurutur. Birkaç haftalık kullanımdan sonra bir hafta ara vermek, tırnağın kendini toparlamasına imkân tanır. Kalıcı kaplamaların sökülmesi sırasında yapılan kazıma işlemi ise tırnak yüzeyini gerçekten inceltir; bu işlemin sabırla ve doğru biçimde yapılması önemlidir.

Tırnağın söylediklerine kulak vermek

Tırnak yüzeyinde uzunlamasına ince çizgiler yaşla birlikte artar ve genellikle olağandır. Ancak enine derin oluklar, ani renk değişimleri, kalınlaşma, plağın yataktan ayrılması ya da tek bir tırnakta beliren koyu bir şerit dikkate alınmalıdır. Bunlar bazen basit bir travmanın izidir, bazen değerlendirilmesi gereken bir durumun işaretidir.

Beyaz noktalar konusunda yaygın bir yanlış inanış vardır: bunların kalsiyum eksikliğiyle ilgisi çoğu zaman yoktur, genellikle küçük darbelerin sonucudur ve tırnak uzadıkça kendiliğinden kaybolur.

Beslenmenin rolü ise dolaylıdır. Yeterli protein, demir ve çinko alan, dengeli beslenen bir kişide tırnaklar zaten sağlıklı çıkar. Takviyeler ancak gerçek bir eksiklik varsa anlamlıdır; eksiklik yokken alınan ek ürünler tırnağı daha güçlü yapmaz.

Ayak tırnakları da benzer ilkelerle ele alınmalıdır, ancak orada ek bir değişken vardır: ayakkabı. Parmak ucunu sıkıştıran bir kalıp, tırnağa sürekli baskı uygular ve zamanla kalınlaşmaya, renk değişimine ya da batmaya yol açar. Uzun yürüyüş yapan biri için ayakkabının ucunda yarım santimlik bir boşluk bırakmak, herhangi bir bakım ürününden daha etkilidir.

Tırnak yaklaşık altı ayda tamamen yenilenir. Bu yüzden bakımın sonucu hemen görünmez. Birkaç basit alışkanlığı üç dört ay sürdürmek, pahalı ürünlerden çok daha net bir fark yaratır.